Pazartesi, Kasım 09, 2009

TULLI PASTASI & PORTAKAL ŞEKERLEMESİ

Pasta yaparken öğrenmeye devam ediyoruz. Pasta yapımının bana bu seferki katkısı Tulli oldu. Baby Tv'nin bu sevimli kahramanını cupcakelerin de sahibi minik Ayşecik nerede görse tanırmış.
Öyle olunca Tulli'ye pastada can verme işi bana düştü. Şimdi nerede görse tanıyor ya inceden bir stres beni sarmadı değil hani :) Ya benim yaptığımı tanımazsa ????
Ama çok şükür öyle olmadı. Daha masaya getirirlerken pastasını, Ayşecik "Tulliiiii" diye bağırmaya başlamış :) Nasıl sevindim bilemezsiniz..
Bir sonraki kahraman kültürünü kimden ve nereden edineceğimi heyecanla bekliyorum..
Bu arada bu pasta da geçen seneki pastası gibi portakallı oldu minik Ayşe'nin. Portakallı pastada, portakal şurubu ve portakal şekerlemeleri kullanıyorum. Portakal şekerlemelerini buradan aldığım tarifle evde uyguluyorum. Şekerleri yaparken evi saran kokuyu tahmin edersiniz sanırım. Tam da mevsiminde , portakalları bu şekilde şekerlemeye dönüştürüp, pasta ve keklerinizde kullanabilir, çocuklarınıza jelibon ya da hazır şekerler yerine iç rahatlığı ile yedirebilirsiniz. Tarif benim de arşivimde bulunsun diye ben de yazmak istiyorum.

Malzemeler:

  • 3 adet kalın kabuklu büyük boy portakal
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı portakal likörü (ben pasta malzemeleri dükkanlarında satılan portakal şerbetinden almıştım, ondan kullandım. Taze portakal suyu da kullanılabilir)

Portakalları iyice yıkayıp 4 parça halinde kabuklarını soyalım. Kabukların içindeki beyaz kısımları bıçak yardımı ile mümkün olduğu kadar alalım. Sonrasında kabukları şeritler halinde doğrayalım.

Doğradığımız kabukları, üzerlerini geçecek kadar su koyarak yaklaşık 10 dk kadar pişirelim. Bu suyu süzelim ve tekrar su koyalım.Yine kaynatalım. Tekrar süzüp son kez su koyarak kaynatma işlemini tekrarlayalım.

Suyu süzelim, portakal kabuklarını soğuk suyun altından geçirelim.

Bir tencereye sularını iyice süzdüğümüz portakal kabuklarını, 1,5 su bardağı toz şekerini ve 2 yemek kaşığı likörü koyup orta ateşte şeker eriyinceye kadar karıştırarak pişirelim. Şeker iyice eriyince ateşi iyice kısarak yaklaşık 1 -1,5 saat kadar pişirelim. (Sık sık şekerin yanıp yanmadığını kontrol etmekte fayda var. Kesinlikle su katmıyoruz)

Bir tepsiye ya da kaba kalan 1 su bardağı toz şekeri dökelim. Bir başka tepsiye de yağlı kağıt sererek hazılayalım.

Şekerler iyice çekince portakal kabuklarını tek tek çatalla alıp (aman yanmayın dikkat!) önce şekere bulayalım, sonra da yağlı kağıt serili tepsiye koyalım.

Tamamen soğuyunca bir kavanoza aktarıp, serin yerde muhafaza edelim.

Pastalarda kullanırken ben rondodan geçiriyorum.

Afiyetle,

Cuma, Kasım 06, 2009

KAKAOLU CUPCAKE - ŞEKER HAMURU SÜSLEMELİ, KUTUDA


Haftasonu aldığım bir sipariş üzerine hazırladım bu cupcakeleri. Bu aralar pek mutfakta vakit geçirmemiştim. O yüzden Küçük Ayşe'nin ikinci yaş doğumgününde yaptığım bu cupcake'leri hazırlarken çok eğlendim.Özellikle de ambalajlarını tek tek yapıp , salona konsola dizmeye başlayınca Engin'in bile dikkatini çekmeye başladı.


Cupcake olarak yepyeni bir tarif denedim.Bu tarif konusunda nasıl övgüler dile getirsem bilemiyorum.Hani şu reklamlarda bir browniyi yiyen kız varya, yüzü gözü kakao içinde kalıyor:) İşte öyle bir lezzeti var. Artık sıkça yapıyor olacağım sanırım...

Malzemeler: (yaklaşık 28-30 adet)
  • 1 1/4 cup kakao (75 gr)
  • 2 2/3 cup un (330 gr)
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 3/4 cup oda ısısına gelmiş margarin/tereyağ (100 gr)
  • 3 yumurta
  • 2 cup toz şeker (360 gr)
  • 1 1/2 çay kaşığı vanilya ***cup diye verilen ölçü düzeltilmiştir***
  • 1 cup krema (1 paket, 200 ml)
  • 1 cup su (250 ml)
  • 1/3 cup portakal suyu


Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz.
Muffin kalıplarımızın içine kek kağıtlarını yerleştirip hazırlıyoruz.
Yağ, yumurta ve şekeri , şeker iyice eriyene, krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz. Toz malzemelerin hepsini bir kapta karıştırıp hazırlıyoruz.Vanilya ve kremayı çırptığımız şeker,yağ,yumurta karışımına ilave edip, çırpmaya devam ediyoruz. Toz malzemeleri (Un-kabartma tozu-karbonat-kakao-tuz) çırpmakta olduğumuz harca eleyerek ekliyoruz. Önce kaşıkla iyice yediriyoruz. Su ve portakal suyunu da bunlara ilave edip bir süre çırpıyoruz.
Koyu bir kek harcı kıvamına gelen karışımımızı bir kaşık yardımı ile kağıt yerleştirdiğimiz kalıpların içerisine dolduruyoruz. (Kalıplarınızın adetlerine göre sırayla pişirmeniz gerekebilir)
Fırına verip, yaklaşık 25 dk kadar pişiriyoruz. Kürdan testi ile pişip pişmediğini kontrol edip fırından alıyoruz.

Bu aşamadan sonra arzu ederseniz olduğu gibi ikram edebilirsiniz.

Ya da üzerine ganaj ya da krem şanti hazırlayıp , şekerlerle süsleyebilirsiniz.

Not :Üzerine yukarıdaki gibi şeker hamuru ile süsleme yapmak isterseniz, önce üzerine ganaj ya da krem şanti sürmeniz sonrasında şeker hamurunu kalıpla keserek üzerine yerleştirmeniz gerekir.

Afiyetle,

Çarşamba, Kasım 04, 2009

SEBZELİ TAVUK RULO

LG'nin yarışmasında dereceye girdiğim yemeğin tarifini paylaşmak istiyorum bugün sizlerle. O gün, yarışmak için Mariott Otel'e gittiğimizde, şefimiz Eyüp Bey ve ekibi bize bir sepet dolusu malzeme verdi ve 1 saat içerisinde sağlıklı bir tabak hazırlamamız gerektiğini iletti. Sepetin içersindeki malzemeler, çok çeşitli tatlar çıkartmak için son derece idealdi ki öyle de oldu zaten. Herkese verilen malzeme aynıyken birbirinden farklı lezzetler ortaya çıktı. Bu yarışmaların, bu konseptte oluşuna bayılıyorum. Bir bakış açısı analizi gibi oluyor hakikaten.
Misafirlerim için yemek hazırlarken genellikle aynı zamanda tabağımın görselliğini de hayal ettiğim için bu sefer de böyle oldu. Tabağımda şık duracak bir yemek yapmak istedim.

Malzemeler:(Yaklaşık 12-15 dilim tavuk çıkıyor, 4 kişilik diyebiliriz)
  • 4 adet tavuk göğüs (fileto edilmemiş halde, kalın et parçası şeklinde olmalı)
  • Mantar (yaklaşık 10 adet kadar)
  • Kırmızı, Sarı, Yeşil Dolmalık Biber (Birer adet)
  • 1 adet küçük boy kabak
  • 1 adet küçük boy havuç
  • 1 Bardak Süt
  • Zeytinyağ
  • Tuz,karabiber

Sosu için

  • 1 domates
  • 1 avuç iri dövülmüş ceviz
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 diş sarımsak
  • su

Tavuk göğüslerinin tam ikiye bölmeden, ortadan ikiye sandviç gibi ayrılıp evde yada kasapta incecik olacak şekilde parçalamadan dövülerek hazırlanması gerekiyor. Bunu ben yarışma esnasında kendim yaptım.

İnceltilen tavuklarımızı, 1 bardak süt, 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ, tuz ve karabiber içerisinde 1-2 saat kadar marine ediyoruz. (Tabii bu süreyi yarışmada daha kısa tutmam gerekti)

Tüm sebzeleri jülyen (Uzun ince şeritler halinde) doğruyoruz.

Bir tavaya 2 yemek kaşığı zeytinyağ ilave edip, önce kabak ve havuçları yüksek ateşte sotelemeye başlıyoruz. Burada yüksek ateş sebzelerin suyunu salmaması için önemli, sadece dışını dağlamış oluyor, içindeki yumuşaklığı, sulu kıvamı yüksek ateşle korumuş oluyoruz. Tabii sürekli karıştırmamız, tavanın başından ayrılmamamız da önemli. Sonrasında biber ve mantarlarımızı da ilave ederek, tuz ve karabiber ekliyoruz. Sebzelerin renkleri dönene kadar soteleme işlemine devam ediyoruz.

Marine ettiğimiz tavukların içine sotelediğimiz sebzelerden koyup, rulo şeklinde sarıyoruz. Bu aşama biraz zorlayıcı olabilir. Kapatmakta zorlanırsanız kürdan ile iliştirmeyi deneyebilirsiniz. Yarışma esnasında peynir yoktu ancak rulo işlemine geçmeden sebzelerin üzerine bir dilim dil peyniri koymak da bu yemeğe yakışacaktır diye düşünüyorum.

Hazırladığımız 4 ruloyu fırın tepsisine koyuyoruz. Fırına vermeden evvel, üzerlerine bir fırça yardımı ile zeytinyağı sürüyoruz.

200 derece fırında tavuklar iyice pişip ve kızarana kadar pişiriyoruz.

Bu sırada sosumuzu hazırlıyoruz.

Domatesin kabuklarını soyup küp küp doğruyoruz. 1 yemek kaşığı zeytinyağ koyduğumuz bir tencerede kısık ateşte domatesleri soteliyoruz. Buna salça ilave edip sotelemeye devam ediyoruz. 1 diş sarımsağı ufak ufak doğrayıp ekliyoruz. Kıvamını koyu tutacak şekilde su katıp, tuz ve karabiberini arzumuza göre ayarlıyoruz.

Fırından çıkan tavuklarımızı keskin bir bıçakla dilimleyip servis tabağımıza alıyoruz. Üzerine ya da yanına sosunu döküyoruz.

Ben yanında bir de fırında kekik ve kırmızı biber ile pişirdiğim patates ikram ettim. Siz de pilav ya da patates gibi garnitürleri tercih edebilirsiniz.

Afiyetle,

Pazartesi, Kasım 02, 2009

2 FILM.. 2 KADIN..

Bugün konumuz yemek değil. Sinema..Biliyorsunuz artık,evdeyken mutfakta vakit geçirmediğim zaman büyük bir olasılıkla film seyrediyorum.Haftada min 2-3 film seyreden biri olarak size son seyrettiğim filmlerden birini hararetle tavsiye etmeden geçemeyeceğim. Bu filmi tavsiye ederken biraz geçmişe de gidip, başka bir filme de atıfta bulunmak istiyorum. Bu iki filmin ortak noktası var. Her iki film de gerçek birer hayat hikayesinden alıntı. Her iki filmin de kahramanı kadın. Güçlü ve sofistike kadınlar. Fark yaratan, yarattıkları farkla kendilerinden söz ettiren kadınlar. Önce geçmişe gidelim.


Sissi...



Avusturya Macaristan Kraliçesi Elizabeth'in nam-ı diğer SİSSİ'nin hayatını konu alan film 3 seri olarak seyredilebilir. TRT'nin arşivlerinde bulunan bu görülmeye değer hayat hikayesinde güzelliği, sevecenliği ve farklı kişiliği ile bir kadının, koca bir krallığın akibetinde nasıl bir rol oynadığını görmek mümkün. O dönemi tüm büyüsü ile yaşayıp, Romy Schneider'in olağanüstü güzelliğini seyredebilirsiniz.





COCO AVANT CHANEL ...Chanel'den Önce Coco..

Moda'nın dev ismi Chanel'in nasıl Chanel olduğu muhteşem bir filmle anlatılmış.. Bir kadın olarak, o dönemin kadınının çabasını, azmini, sevgisini, tutkularını ve başarısını soluksuz izledim diyebilirim. Eğer Chanel markasını bir nebze tanıyorsanız, filmin içinde Chanel çizgisinin nasıl oluştuğunu çok net gözlemleyebiliyorsunuz. Filmin son sahnesi ise hala yazarken bile tüylerimi diken diken edecek nitelikte. Başarının resmedilişi.. Chanel'in Chanel oluşu...

Bu iki kadını tanımak isterdim ...

Bu arada Yemekbahane 3 yaşını doldurdu..Hepinize Yemekbahane'ye kattıklarınız için teşekkür ediyorum. Gönlümün, gözümün aynası Yemekbahane ile nice mutlu senelere :)

Afiyetle,

Çarşamba, Ekim 28, 2009

VENI.. VIDI ... VICI DİYEMEDİK :)

Dubai yolcuları döndü :) Ama başlıkta da yazdığım gibi ünlü söz "geldik, gördük, yendik" üçlemesini gerçekleştiremeden... LG'nin düzenlediği yemek yarışmasının Türkiye etabında ilk dörde giren grup olarak Dubai'ye giderken hakikaten umutluydum.Ama herşey umduğunuz gibi gitmiyor her zaman değil mi?
Dubai'den döndüğümde aklımda şu üç şey vardı..
1-Daha çok soru sor, iyice öğren !
2-Hayatta her zaman kurallar başrolde değildir !
3-Eğlenceli bir tecrübeydi!

Yemek yarışmasından bahsetmeyeceğim sizlere.. Çünkü yarışma , kuralları olan, bir düzeni olan, eşit şartların ve ve adil kararların geçerli olması gerektiği, oyun oynamanın resmi tabiridir bana göre. İyi ya da kötü bir şartı şurtu vardır. Sonunda öğrenmezsin ne yapman gerektiğini, başında bilirsin.

Size yemek yapma kaosundan bahsedeyim :)

Kaos'tan öncesine bakalım biraz..

Türkiye'de gerçekleşen kusursuz organizasyon sonrasında kafandaki sorular, aldığın cevaplarla örtüşür. Aldığın yanıtlardan tatmin olmuşsundur.Senin için söylenen kurallar geçerlidir.
İyi bir organizatörle (Gönenç, bu sensin) işlerin tıkır tıkır ilerler. Alanda sözleştiğin saatte buluşursun. Uçağına binersin, güle oynaya, seyrettiğin film bitmeden, kahkahaların kursağında kalarak Dubai'ye inersin. Kocaaammaannn odanda yatar uyursun, sözleştiğin saatte aşağıya inersin, grubunla buluşursun.

Hahhh işte kaos geliyor.. Geldi bile :)

Kaos gelir, seni programın 3. belki bilemedin 4. dilimini öne almış bir şekilde önce markete götürür. Ne pişirecekseniz malzemenizi alın der. Hmmmm sorular, sorular, sorular .. Neden soruyorum bu kadar soruyu? Programda yazmıyor muydu ?? Gönençççç ?? Bunu neden? Şunu neden? Bunu da? O olmazsa yoksa ?... gibi sorularla şişirirsin zavallı Gönenç'in kafasını.. Sen Gönenç'e sorarsın.. Gönenç kaos'a :=) Kaos'un cevabı.. Ne pişirecekseniz malzemesini alın...

Pişirilecek belli, pişirecekler de belli. Türkiye'den gelen nadide malzemeler cepte. Eksikleri tamamlayalım. 45 dk vaktiniz var.. Haydaaa alın verin ekonomiye can verin modu..

Aldınız mı ? Aldık.. Kaos der ki binin minibüse.. Mini mini minibüs..Bir ultra minibüse kaç kişi biner yarışmasıysa evet kazandık :)

Otele varınca kaos inin der, yol gösterir..Kocamaaann bir balo salonu. Ucunda 5 bayrak..Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri. Altında 10 masa.Her masada bir LG SOLAR DOM Fırın..

Kurallarda vardı, ocak kullanmak yok diye.Neyse fırında pişecek herşey. Peki biz nerede yıkayacağız, paklayacağız aldıklarımızı.. Kural 2 derki Hijyenik olun, yoksa puan kırılır :)

Merak ettik sorduk Gönenç'e, nerde yıkayacağız ? Gönenç, kaos'a sordu.. Mutfakta yıkayın getirin dediler.Girdik mutfağa.Kocaamaann otel mutfağı.. Ahaaa o ne? Diğer gruplar bir sürü çanta ile gelmiş.. Onlar ne yaaa??? Hani burada bulamayacağınız bir şeyler varsa, ülkeden getirmek istediğiniz , getirin demişlerdi ya, onlar herhalde diyor içses.. Ama yine de şüpheli diğer yandan da... O çantalar açılınca , gözler de açıldı bizim faltaşı gibi.. Tabak çıkıyor, bıçak çıkıyor, o çıkıyor , bu çıkıyor.. Gönenççç ??? Bu neeeee???

Kaos'a gidip soruyor Gönenç? İstemişler getirmişler canım, önemi yok diyor kaos .. Sakinleşiyoruz..Mutfağa gidiyoruz masumca aldığımız domatesi biberi yıkamaya. O ne? Biri hamur yoğurmaya başlıyor, bir diğeri doğramaya..Ne oldu, yarışma başladı mı? Kaos'a gidip sorayım bakayım ne oluyor? Doğramak serbest mi ? Serbest :) Eeee hamur yoğurmak, hayır canım yemeğe dair hiçbir ön hazırlık mübah değil.. Herşey 45 dk da yapılacak. E hadi biz de doğrayalım diyoruz ve geri dönüyoruz mutfağa. Mutfağın şeflerinden biri Arapça konuşuyor, İran grubu ile..Elinde İran'ın pişireceği et, marine ediyor onlar için..Sinirleniyoruz..Ama Kaos'a gidip sorunca marinasyon da serbestmiş cevabı alıyoruz.E biz de marine edelim o zaman diyoruz bari :) İyi ki meraklıyız da zar zor şartları eşlemeye çalışıyoruz. Gönenç'in kafası davul oldu bile.
Dur bakayım programa..Daha yarışmaya 4 saat var, biz napıyoruz burada Gönenç? Bir tek biz Türkiye grubu olarak masamızda oturuyoruz, herkes nerede? Mutfakta..Napıyor? Muamma :)
4 saat geçiyor.. Ama sinirler laçka :) Geyik almış yürümüş :) Yaso ile sanatsal fotolar çekiyoruz Dubai semalarına doğru.Bir burç muhabbeti sarıyor Ebru ile..Takım arkadaşım Gül ile son stratejilerimizi paylaşıyoruz. Gönenç de kızların arasında çıldırdı çıldıracak :)

Bireysel yarışacaklar hazırlansın diyor Kaos.. Yasemin ve Ebru bireysel yarışacaklar. Kuruluyorlar masalarına.. 3..2..1 başla :) 45 dk süreniz var.. Hızlı olun, hijyenik olun, lezzetli pişirin, güzel tabak çıkarın.. Sağlıklı, hafif, fırında pişmiş 2 porsiyon tabak hazırlanacak... Bu bizim buradan gitmeden evvel öğrendiğimiz kural :) Kaos diyor ki "Bireyselde yarışan ilk 3'e giren Tayland'a gidiyor" .. Neeee?? Hani her ülkeden en iyi performans gösteren Tayland'a gidiyordu? Gönençççç !!! Zavallı Gönenç ha çıldırdı, ha çıldıracak.. Bize söylediği hiç bir şey tutmuyor..Her ülkeden iki kişi gitmiyor Tayland'a, sadece dereceye girenler gidiyor.. Hadi neyse , bu da kabul.. Biz nasılsa gireriz, çalışın kızlar !!!

Bizimkiler daha eldivenlerini ellerine geçirmeden yan masa fırına bir şey attı.. O ne ?? Orada bir tepsi mayalanmış pide var..Ne oluyor? Birlikte getirdikleri çantalardan bir şeyler çıkıyor.. Son 20 dk.. Hadi kızlar, hızlı olun , hızlı..
Yan masalar jüri masasına doğru koşturmaya başladılar.. Tüh bitirdiler bile..O ne masalarına dönüp bir şeyler daha pişiriyorlar..Demin koydukları neydi.. O ne ? O kocaman bütün tavuğu ne ara nar gibi kızarttınız? Tavuk da gitti masaya..Dur dur ...O ne yaaa..? Koca bir ıstakoz çıktı bir yerlerden, o da mı şimdi pişti.Bizim iki dilim fileto levrekle, avuç içi kadar somon pişmedi, nasıl oluyor bu? Istakoz da kondu masaya..Sonra da balinaya benzer kocaman bir balık ..E hani bir yemek yapılacaktı? Ne oluyor buradaaa?? Süre doldu.. Bizimkiler hala fırının başında pişti mi diye bakıyorlar.Millet okyanusu pişirdi sözüm ona, bizim balıkçılar inatçı..Zaten bizim tabakları koymaya yer de yok. Her ülke 5 çeşit tabak kondurmuş.Orada gördüğüm makarna mı yoksa? Evet makarna..Eeee.ocak kullanmak yasak değil miydi? Tiramisu mu? Hani sağlıklı yemekler konsepti vardı, hem ne zaman soğudu o tiramisu?Nereye düştük biz? Dubai'li bir şef tadıyor yemekleri, ucundan ucundan..elinde ne bir kağıt, ne bir kalem? Belli medyatik, sürekli şarkılar türküler..
Sıra bizde..Grup yarışması..Keyifler kaçık.Artık belli ortada bir doğrusuzluğun hakim olduğu.Biz şaşkınız, öfkeliyiz.. Geçiyoruz masanın başına..Masa bir öncekilerden kalma, pis..Hijyenik değil yani :)
Süreye karşı yarış, gerisini boşver diyor içsesim..Eğlenmene bak.Başlıyoruz yemeğimize..
Portakal sulu, kremalı karışık baharatlı tavuk, yanında sebze kulesi ve kaymaklı kayısı dolması ikram edeceğiz. Doğra, sık, ez...Fırına ver... Fırın nasıl çalışıyordu? Ona bas, buna bas...Eeee pişmiyor?? Kaos geçiyor önümüzden.. Excuse me diyoruz :) Nasıl çalışıyordu bu fırın ? Bilmiyor musunuz ? Yarışmadınız mı ülkenizde bu fırınla? Yarıştık da kaos abla, unuttuk haliyle bir sefer kullandığımız aleti.Neden? diyor kaos, vermediler mi size bu fırından?..Derin bir sessizlik...

Oooo yan taraf yine gazı aldı, götürüyor da götürüyor... İki dal sebzeyi pişiremedik daha yaww.. Yaso diyor ki ..Ya kızım tuz döker gibi yapıyorlar, tuzun ağzı kapalı.. Olacak iş değil :)
Iyhhh o ne.. İran çökmüş yere.. Masanın altına doğru girmiş, çantasından çıkarıp çıkarıp tabağa koyuyor.. Kaos geçiyor o an yanımdan. Bu nasıl hijyen diyorum, üzerine alınmıyor. İngilizcem yetmiyor sanırım , fazla doğru gramerle konuştum diyorum :) Jüri masasına yığıyorlar, sufleler, yıldız şeklinde bilmemneler, onlar bunlar şunlar.. Bizim sebzeler kıtır kıtır, tavuk pişmedi daha yaa... Son 5 dk diyor kaos..Kurallar var ya zaman tutuyorlar :) Onu da keselim, bunu da koyalım.. Hadi yallah diyoruz, masaya konduruyoruz bizim bir dal yemeği.. Yan taraflar Halil İbrahim Sofrası kurmuş yine faili meçhul şekilde. Değerli (?!?) jürimiz geliyor, ucundan accık tadıyor tavuktan.Eee kayısı, sebzeler ?
Sonuçlar az sonra...
Ve kazananlar... tüm ülkeler öyle böyle dereceye giriyor..Bilin bakalım kim havasını alıyor :) Tabii ki biz :) Kaos'a iyi akşamlar diliyoruz.. Bilseydik içköftemizi, mantımızı, gömlek ciğerimizi, perde pilavımızı,burma tatlımızı alır gelirdik diyoruz ama o anlamıyor tabi :)
İşte böyle...

Enteresan bir tecrübe ile döndük cebimizde. Ama şunu söylemem lazım. Yarışma dışında herşey kusursuzdu. Kafasını şişirdiğimiz Excel İletişim Danışmanlığı firmasının bizi bir saniye bile yanlız bırakmayan organizasyon müdürü Gönenç Bey'e ve bu şansı bize tanıyan LG Türkiye yetkililerine buradan teşekkür etmek istiyorum.

Elimde olan bir kaç kare fotoğraf ile bitiriyorum bu uzzunnn yazımı :)
Afiyetle kalın,







Salı, Ekim 20, 2009

İKİ KATLI BİR YAŞ PASTASI


Verdiğim arayı geçtiğimiz ay yaptığım bir pasta ile kapatmak istedim. Bu boşluk fazlasıyla yoğun olmamdan kaynaklandı, kusuruma bakmayın lütfen.


Dubai'ye gitme vakti geldi.. Bakalım nasıl bir sonuçla döneceğiz?

Umutluyuz :)
Afiyetle,

Pazartesi, Ekim 12, 2009

SODALI BÖREK - ISPANAKLI

Öncelikle tebrik eden herkese buradan teşekkür etmek istiyorum. Son derece eğlenceli geçen bu yarışmanın hakkında yazacaklarım bitmedi ancak hala elimde yeterli fotoğraf olmadığı için detayları paylaşamadım sizlerle.

Kış mevsimini yaza kıyasladığım zaman beni memnun ve mutlu eden yanı neredeyse hiç yoktur diyebilirim. Ben bir yaz insanıyım, kesinlikle öyle :) 40 derece sıcak hava bile beni boğmaz , güneşi tüm enerjisi ile içimde hissetmeyi hep bir nimet bilirim. Ama kışı temsil eden sebzelerden ıspanak çıkınca mutlu oluyorum. En sevdiğim börek çeşnisini hiç vakit kaybetmeden yine uyguladım.

Malzemeler:
  • 5 adet yufka
  • 2 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • su
  • tuz
  • 1 şişe soda

İç malzemesi için:

  • 1 adet kuru soğan (orta boydan biraz iri olabilir)
  • 1 kg ıspanak
  • tuz
  • 150 gr beyaz peynir
  • sıvıyağ

Böreğimizin hazırlığına geçmeden evvel iç malzemesini hazırlıyoruz.

Ispanakları doğrayıp bir müddet sirkeli suda bekletiyoruz ve sonrasında bol suda iyice temizlenene kadar yıkıyoruz. Artık büyük marketlerde doğranmış ve yıkanmış ıspanak da satıyorlar, görüyorum dondurulmuş gıda reyonlarında. Eğer acil bir uygulama gerekiyorsa ya da bu temizleme süreci gözünüzde büyüyorsa kullanılabilir elbette; ama mevsiminde taze sebze - meyve tercih etmekte daima fayda var diye düşünüyorum.

Bu kadar öneri yeter sanırım, tarife dönelim :)

Soğanı yemeklik doğrayıp, bir tencereye 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ katıp soğanları kavurmaya başlıyoruz. Soğanlar yumuşayınca ıspanağı ilave edip tencerenin kapağını kapatmadan karıştırarak pişiriyoruz. Ispanaklar önce suyunu salacak sonra iyice çekecek. Bu aşamada kapağı açık tutmak önemli. Son olarak tuzunu ilave edip soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan ıspanağa peyniri ilave edip karıştırıyoruz. Bu şekilde ıspanaklı harcımız hazır oluyor.

Bu böreği kıymalı, patatesli ya da arzu ettiğiniz farklı bir iç malzeme ile de hazırlayabilirsiniz.

2 yumurta, 1/2 çay bardağı sıvıyağ ve 2yemek kaşığı yoğurdu derin kasede çırpıyoruz. Su ilave ederek kıvamını sulandırıyoruz. Arzuya göre tuz ekliyoruz. (İç malzeme de tuzlu olacağı için dikkat edilmeli) Bu sıvı harcı böreğin üzerine de kullanacağımız için tamamını böreğin içinde kullanmamamız gerekiyor.

Böreği pişireceğimiz tepsiyi (büyük fırın tepsisi olmalı-mini fırın için bu yufka adedi fazla gelecektir) iyice yağlıyoruz. Birinci kat yufkayı tepsiye kenarları dışarıda kalacak şekilde serip hazırladığımız sıvı karışımla üzerini ıslatıyoruz. İkinci yufkayı ikiye bölüp yarısını tekrar üzerine döşeyip tekrar sıvı karışımdan döküyoruz. Yufkanın diğer yarısını döşeyip , yine sıvı karışımdan tatbik ediyoruz. 3. yufkanın yarısını döşeyip , bu katın üzerine ıspanaklı harcın tamamını döküyoruz. Bu katın üzerine tekrar yufka ve sıvı karışım uyguluyoruz. 4. yufkayı da iki sefer de döşeyip son katı bir bütün olarak tüm tepsiye seriyoruz. Kenarları dışarıda olan birinci katın yufkalarını da üzerine doğru toplayıp böreği enine ve boyuna dilimliyoruz.

Kalan sıvı harcın üzerine 1 şişe sodayı açıp ilave ediyoruz. Sodalı bu karışımı dilimlediğimiz böreğin her yerine gelecek şekilde döküyoruz.

Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 190-200 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle,

Bu yazıya oy verin

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails

Bunlara da bir göz atın

Blog Widget by LinkWithin